|
APANDİSİT
APANDİSİT NEDİR?
Kalın barsağın başlangıcında bulunan kör barsağın (apendix) iltihaplanmasıdır. Apandisit her yaş ve cinste görülebilir.
YAKINMALAR :
Karın ağrısı farklılıklar göstermekle beraber mide ağrısı şeklinde başlar. 4-6 saat sonra karın sağ alt kadrana yerleşir. Artıp azalmakla beraber hemen hiç geçmez. İştahsızlık en sık görülen yakınmadır. Bulantı ve kusma %75 oranında görülür.
TANI :
Apandisit tanısı esas olarak dikkatli hikaye alma ve muayene ile konulur. Ne yazık ki muayenenin yerini alabilecek tanı yöntemi henüz bulunamamıştır. Kan sayımında lökositte orta derecede yükselme (10-15 bin) görülür. Ultrasonografi tanıda oldukça yardımcı olup özellikle apandisitle karışabilecek hastalıkları göstermesi açısından önemlidir.
TEDAVİ :
Apandisitte tek tedavi ameliyattır. Ameliyatla iltihaplı apendix çıkarılır.
APANDEKTOMİ (AÇIK):
Genel anestezi altında yapılır. Komplikasyonsuz apandisit ameliyatı 30-60 dk. sürer. Hastanede 1-2 gün yatar.
Ameliyat yeri yara enfeksiyonu en sık görülen komplikasyonudur.
LAPAROSKOPİK APANDEKTOMİ :
Daha çok tanı amaçlı laparoskopiler sırasında apandisit saptandığında tercih edilir. Açık apandektomiye göre fazla üstünlük taşımaz.
APANDİSİTLE KARIŞAN HASTALIKLAR :
Apandisitle karışabilen hastalıkların çoğu zaten acil ameliyat gerektiren (dış gebelik v.b.) hastalıklardır. Önemli olan ameliyat gerektirmeyen hastalığı önceden tanımaktır. Direkt grafi, ultrason gibi tetkiklerle, karışabilecek hastalıkların çok önemli kısmı tanınabilir.
Acil ameliyat gerektiren apandisiti taklit eden hastalıkları ayırmakta başarılı olamayabiliriz. Bu durumda yapılacak en doğru hareket tanı amaçlı (diagnostik) laparoskopi yapmaktır. Çıkacak hastalık çoğunlukla laparoskopik olarak tedavi edilir ya da açık ameliyata geçilerek sorun çözülür.
APANDİSİTTE GECİKME SONUÇLARI :
Apandisit şikayetleri, muayene bulguları birçok hastalığa benzer. Farklı kişilerde farklı seyredebilir. Tanı koyduracak çok özgün yöntem de yoktur. Bu nedenle apandisit tedavisi hastalar tarafından, bazen de doktorlar tarafından istemeden de olsa geciktirilebilir. Tanı ve tedavinin gecikmesi pek çok ciddi sonuçlara neden olur. Bu nedenle apandisit düşünülen hasta ağrı başlangıcından itibaren 24-36 saat içinde ameliyata alınmalıdır. Akut apandisit düşünülerek ameliyat edilen hastada apandisit çıkmaması hastaya çok fazla şey kaybettirmez ancak apandisitli hasta geç ameliyata alınmakla çok şey kaybedebilir.
PLASTRON :
Apendix iltihaplanmaya başlayınca karın içi koruyucu zar (omentum) ve barsaklar etrafını çevirip sararak koruma altına alırlar. Bu zamanla sertçe kitle halini alabilir (plastron). Bu durumda apandisit ameliyatı çok zor olabilir. Hastalar yatırılarak ilaç tedavisi (gebe ve çocuklar dışında) başlanır. Plastron yumuşar ise 6-8 hafta sonra apandisit ameliyatı yapılır. Bulgular gerilemez ise ya da apse gelişirse hastalar ameliyata alınır.
PERFORASYON (DELİNME):
Apandisit iltihabı ilerleyerek apendixin delinmesine neden olabilir. İlk anda hastada rahatlama olmakla beraber giderek kötüleşir. Tek tedavi acil ameliyattır. Ameliyat sonrası komplikasyonlar oldukça fazladır.
KIL DÖNMESİ (PİLONİDAL SİNÜS)
YAKINMA :
Genelde ergenlikte başladığı, 20-25 yaşlarında ortaya çıktığı ve daha çok erkeklerde görüldüğü bilinmektedir. Hastaların %50'sinde kuyruk sokumunda apse şeklinde başlar. Zaman zaman pis kokulu akıntı şeklinde kendini gösterir.
TEDAVİ :
Tedavi konusu halen tartışmalıdır. Hijyen ve o bölgenin kıllardan arındırılması çok önemlidir.
Ameliyat şekli açık bırakmaktan kapatmaya, fleble kapatmaya kadar çeşitli yöntemlerle yapılabilir. Nüks oranı %8-10 kadardır
MEME HASTALIKLARI
MEME KANSERİ
Tüm kanserler içinde en sık görülen kanser türüdür
Meme kanseri 30 yaşında sonra artış gösterir.
RİSK FAKTÖRLERİ:
Ailede (kan bağı olanlarda) meme kanseri öyküsü, özellikle anne ya da kız kardeşin meme kanseri olması önemli risk faktörüdür. Yakın iki akrabasında meme kanseri olanlara genetik inceleme yapmak uygun olur.
Alkol ve sigaranın meme kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir. Kahve riski arttırmaz.
Menopoz sonrası destek (Östrojen) tedavisi, meme kanseri riskini azda olsa arttırmaktadır. Kalp hastalığı ve kemik erimesi riskini ciddi oranda azalttığı için bu tedavi yakın meme kontrolü altında verilmelidir.
Doğum kontrol hapları kullanıldığı sürece meme kanseri riskini az da olsa arttırır.
Erken adet görenlerde ve geç adetten kesilenlerde meme kanseri riski biraz artar.
Kısacası meme kanseri kadınların %10 unda görüldüğüne göre risk her kadın için zaten yüksek sayılır.
TANI:
Meme kanserini önleyemiyoruz ancak tedaviden (özellikle erken tanı konulduğunda) çok yararlanıyoruz. Meme kanserlerinin %90'ında, kadınların kendisini muayenesi sonucu anormallik sezerek doktora başvurması ile tanı konulur. Ne yazık ki bunların çoğunda tümör büyümüş ve bezelere yayılmıştır.
Meme kanseri, başlangıçtan 7-10 yıl sonra 1 mm -1 cm büyüklüğe ulaşır. Bu süre içerisinde muayenede fark edilemez, ancak ele gelmeden çok önce mamografi ile tanı konulabilir ya da şüpheli bulgular saptanabilir.
ULTRASON :
Ele gelen kitlelerin kist mi ya da katı mı olduğu konusunda güvenilir bilgiler verir. Genç kadınlarda; radyasyon riski olmadığından sık kullanılabilir. 1 cm den küçük kitleleri gösteremeyebilir. Bu nedenle tarama amacıyla kullanılmaz.
MAMOGRAFİ :
Özel röntgen aletleri ile memenin filminin alınmasıdır. Muayene ile birlikte anlamlıdır. Özellikle ele kitle gelmeyen durumlarda kanser belirtilerinin görülmesi ve mamografi eşliğinde telle işaretlenerek biyopsi yapılması, erken tanı açısından çok önemlidir.
BİYOPSİ :
Meme kanser tedavisinin planlanması için gerekli yöntemdir.
İİAB (İNCE İĞNE ASPİRASYON BİYOPSİSİ):
Kolay uygulanması nedeniyle sık başvurulur ancak %5-25 oranında yalancı negatif sonuç vermesi nedeniyle tek başına güvenilmez.
KALIN İĞNE (Tru-Cut) BİYOPSİ:
Çapı 1 cm den büyük kitlelere uygulanabilir. İİAB ne göre daha güvenilirdir ancak komplikasyonu biraz fazladır.
AÇIK BİYOPSİ:
Ele gelen kitlelerin kesin tanısı için ya da ele gelmeyen, mamografi ile işaretlenen şüpheli mikrokalsifikasyonların tanısı için uygulanan güvenilir yöntemdir. Genel ya da lokal anestezi ile yapılır.Tanı amacıyla küçük bir parça ya da kitlenin tümü çıkartılır.
TARAMA (ERKEN TANI):
Tarama; şikayeti olmayan kadınlarda kanser aramaktır. Mamografinin erken evre meme kanserlerini gösteriyor olması taramanın önemini çok arttırmıştır.
Tarama; muayene ve mamografi ile birlikte yapılmalıdır. Bundan sonraki adım mamografik anormalliklerin değerlendirilerek ciddiyetle üzerine gidilmesidir. Bundan sonraki adım biyopsidir.
Tarama amaçlı (risk gurubu olmayan) mamografinin başlama yaşı ve sıklığı konusunda farklı görüşler olmasına karşın 40-60 yaş arası her yıl yapılması çoğunlukla önerilmektedir.
TEDAVİ:
Meme kanseri tedavisini belirleyen etkenler; Kanserin evresi ve tipidir. Ameliyat, ilaç(kemoterapi) ve ışın (radyoterapi) tedavisi kombine kullanılır.
Ameliyat
Tümörden yalnızca biyopsi alınması ile yetinilmesi (uzak yayılımların olması durumu)
Tümörün genişçe çıkartılması
Memenin tümünün çıkartılma
Koltukaltı lenf bezlerinin çıkartılması (vb)
Tümörün tipi, yeri,evresi ve hastaya bağlı özellikler dikkate alınarak
ameliyat tipi kararlaştırılır.
MEMENİN İYİ HUYLU TÜMÖRLERİ :
Memede oluşan hastalıkların kanser olmadığı saptandığında tüm sorun çözülmüş gibi davranılmakta. Halbuki meme hastalıklarının çoğu bu gurupta ve ciddi takip-tedavi gerektirmekte.
İLTİHABİ HASTALIKLARI:
Daha çok süt verme döneminde rastladığımız meme iltihapları ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmekte ve kanserle ayırdedilmesi zor olmakta.
Meme apseleri ciddi cerrahi yaklaşım gerektirmektedir.
İYİ HUYLU URLAR (FİBROADENOM):
Genelde genç kızlarda görülür. Kanserleşme riski yok denecek kadar azdır. Özellikle hamilelik döneminde aşırı büyüme gösterebilir.
Tek tedavi ameliyatla çıkartılmasıdır. Çok sayıda olanlar yakın takipte tutulmalıdır.
KİSTİK HASTALIK (PROLİFERATİF):
Meme ağrısı ile karşımıza çıkan en sık nedendir. Bazı görüşlere göre hastalık kabul edilmemektedir. Yakın takipte tutulmalı özellikle ultrasonda şüpheli görüntü saptandığında biyopsiden kaçınmamalıdır.
|
|
El-Bilek Kanalı Hastalığı (Karpal Tünel Sendromu)
Karpal tünel sendromu, el bileğinin bir hastalığıdır. Bilekteki karpal tünelden geçen median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkar.
El-Bilek Kanalı Hastalığı belirtileri nelerdir?
Geceleri ellerde ortaya çıkan ve zaman içinde giderek şiddetlenen uyuşmalar ve ağrılar. Uykudan uyandırcak kadar kötü olabilir ve kola, omuza yayılabilir.
Avuç içinde ve parmaklarda his kaybı veya elektrik çarpması hissi. Özellikle baş, işaret ve orta parmaklarda görülür.
Elde kuvvet kaybı, tutamama, tutulan şeyleri düşürme.
Eli sallamakla bu ağrıların hafiflemesi.
NEDENİ:
El bileği karışık bir anatomik yapıya sahiptir. Parmak ve el hareketlerini sağlayan adele-sinir-damar kompleksi buradan geçerek, dağılır. Median sinir dediğimiz, başparmak ve işaret parmağının hareket ve duyusunu sağlayan bir sinirde bileğin iç yüzünün ortasından geçerek el içinde dallara ayrılır. Bu sinirin üstü, el bileği hizasında ve kısmen de avuç içinde kalın koruyucu özelliği olan bir bandla kaplıdır. Bu koruyucu band , orta yaşlara doğru çeşitli nedenlerle kalınlaşarak, altında kalan ve koruduğu siniri sıkıştırır.
En sık nedeni aşırı kullanmaya bağlı bant kalınlaşmasıdır. Özellikle bileğine yük vererek senelerce çalışan kimselerde, daktilo-bilgisayar kullanlarda, örgü ören ve yoğun ev işleri yapan ev hanımlarında, oto tamircileri gibi el bileğini çok kullanan kişilerde sık ortaya çıkar.
TEŞHİS:
Tanı, şikayetlerin ayrıntılı öyküsü ve bu duruma yol açacak diğer nedenlerin araştırılmasıyla konulur. Boyun fıtığı ve kireçlenmesi tanısı konan hastaların bir kısmında , el bilek kanalı hastalığı da mevcut olup, bu duruma çift darlık adı verilir. Hem boyunda omurilik ve sinir kökü sıkışmıştır, hem de el bileği kanalı darlığı mevcuttur.
Boyun MR’ı ve ENMG (sinir elektrosu) tetkikleri yapılarak tanı kesinleşir
TEDAVİ:
Başlangıçta,
Aşırı kullanmayı engellemek, el bileğine aşırı yük binmesine neden olacak işlerden kaçınmak
Ağrı kesiciler ve antienflamatuvar ilaçlar
Bilek egzersizleri
El bileği atelleri, gece atelleri
Lokal ya da sistemik kortizon enjeksiyonları çoğu kimse için yeterli olmaktadır.
Ancak zaman içinde şikayetler tekrar başlar ve kalıcı çözüm basit bir cerrahi girişimle sinirin serbestleştirilmesidir. Lokal veya genel anestezi altında, mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiyle, sinirin üstündeki band kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu yöntem kalıcı bir rahatlamaya neden olur. Ameliyat sonrası 3-5 gün el bileği istirahatini takiben, hasta normal yaşantısına döner.
YAPILMASI GEREKENLER:
Daktilo ve bilgisayar kullanırken, zaman zaman ellerinizi istirahat ettiriniz.
Ev işlerinde bileğe çok güç binen durumlarda dikkatli olunuz.
Gece uykuda bileğinizin üstüne yatmayınız.
|
|
|
HEMOROİD
HEMOROİD ( BASUR ) makat bölgesindeki damarların genişlemesi yani varisidir. Hemoroidin ana nedeni kabızlıktır ve kalıtımsal özellikte taşımaktadır. Hemoroidli hastaların çoğunda uzun süren kabızlık vardır ve ailede birçok hemoroidli şahıs bulunmaktadır...
LAZER İLE TEDAVİ: 1990 yılından beri ABD'de uygulanan ve ülkemizde ilk defa Türkiye Hastanesinde contact Nd yag laser ile yapılan ameliyatlar çok iyi sonuçlar vermektedir. Anal fissürde kas gevşetici işlem yapılmaktadır...
LONGO + LAZER İLE TEDAVİ: Yeni geliştirilen bu yöntem (longo) ile hemoroid tedavisinde daha etkin sonuçlar alınmakta, ameliyat sonrası şikayetler en aza indirilmektdir...
FITIK
FITIK NEDİR ?
Karın duvarını oluşturan kas ve fasya (sağlam zar) tabakasındaki doğuştan ya da sonradan oluşan açıklıktır. (Pantolon sökülmesi gibi)
Bu açıklıktan karın içi organlar dışarı çıkarak fıtık şişmesine neden olurlar. Zamanla bu açıklık büyür.
Kasıkta, göbekte ve karın ameliyatı olmuş hastalarda ameliyat yerinde fıtık oluşabilir.
TEDAVİ :
Fıtığın bugün bilinen tek tedavisi ameliyattır. (Pantolon söküğü onarımı gibi)
Ameliyat tipi çeşitli etkenler göz önünde bulundurularak belirlenir.
AÇIK AMELİYAT :
Her türlü fıtıkta uygulanabilir. Kasık fıtıkları; lokal, genel yada belden uyuşturularak (spinal) , diğer fıtıklar genel anestezi altında ameliyat edilir.
YAMASIZ :
Vücudun kendi adale ve zarları, sağlam dikiş malzemeleri kullanılarak çeşitli yöntemlerle ameliyat edilir.
YAMALI :
Özellikle son zamanlarda vücudun reddetmediği yamalar (Greft) geliştirildikten sonra tercih edilen yöntemdir. Tekrarlama oranı daha azdır.
LAPAROSKOPİK FITIK ONARIMI (KAPALI)
Göbek altından yerleştirilen kamera ile fıtık alanına ulaşılarak küçük kesiden bu bölgeye yama yerleştirme esasına dayanır.
Erken ayaklanma ve işe başlama açısından avantajlı, maliyet açısından dezavantajlıdır.
BARSAK TIKANIKLIĞI
Barsağın mideden anüse kadar olan herhangi bir yerinde her ne nedenle olursa olsun geçişe izin vermemesidir.
YAKINMALAR :
Kusma, gaz-gaita çıkaramama, ağrı görülür. Genel durum giderek bozulur. Şok tablosu gelişir.
NEDENLER :
Barsağın kendisinde ya da barsak dışındaki hastalıklar (fıtık gibi) barsak tıkanıklığına neden olabilir. En sık görülenler;
FITIK BOĞULMASI :
Herhangi bir nedenle karın ameliyatı geçirmiş insanda hayatının herhangi bir döneminde yapışıklığa bağlı barsak tıkanıklığı gelişebilir. Karın bölgesine ışın tedavisi uygulanan hastalarda da yapışıklığa bağlı tıkanıklık çok görülür.
TÜMÖRLER :
Barsak içi ya da barsak dışı tümörler barsak tıkanıklığına neden olabilirler.
TEDAVİ :
Barsak tıkanıklığı bir an önce çözülmesi gereken ciddi hastalık grubudur. Barsak tıkanıklığı ciddi sıvı elektrolit kaybına neden olur. Bu açıkların yerine konması çok önemlidir. Ameliyata alınacak olsa bile genel durumun olabildiğince toparlanması gerekmektedir. Bu arada da barsak tıkanıklığına neden olan hastalık teşhis edilmeye çalışılır.
AMELİYATSIZ TEDAVİ
Boğulmuş fıtık erken dönemde yerleştirilirse (redüksiyon) barsak tıkanıklığı da giderilmiş olur. Özellikle yapışıklığa bağlı barsak tıkanıklıkları ameliyatsız düzeltilmeye çalışılır. Sıvı elektrolit düzenlenmesi yanında mideye sonda yerleştirerek yukardan rahatlama sağlanmaya çalışılır. Barsaklarda gangrene gidiş düşünülürse ameliyata alınır.
AMELİYAT :
Burada asıl amaç barsak tıkanıklığını açıp hastayı yaşama döndürmektir. Uygun ise aynı seansta tıkanıklığa neden olan hastalık (örneğin fıtık) da tedavi edilir, ya da bazı tümörlerde olduğu gibi önce tıkanıklık giderilir (kolostomi gibi) daha sonra asıl hastalık tedavi edilir.
SAFRA TAŞI - SAFRA KESESİ HASTALIKLARI
SAFRA TAŞLARI NASIL VE KİMLERDE OLUŞUR ?
Safra taşları; kolesterol taşları, pigment taşları ve karışık taşlar olmak üzere üç çeşittir. Bunların oluşumunda çeşitli nedenler(gebelik, şişmanlık, siroz, geçirilmiş mide ameliyatı gibi) gösterilebilir. Yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Kadınlarda, çok doğum yapanlarda ve açık tenli olanlarda sık görülür.
SAFRA TAŞI-SAFRA KESESİ HASTALIKLARINDA YAKINMA
AKUT KOLESİSTİTTE (ANİ İLTİHAPLANMA):
Özellikle ağır bir yemekten sonra mide bölgesinde ve sağ tarafta ağrı görülür. Sık aralarla olan ağrı kısa zamanda devamlı hal alır. Ağrı çoğu zaman sırta vurur. Bulantı ve kusma sıktır. Ateş, çarpıntı sık görülen yakınmalardır.
KRONİK KOLESİSTİTTE :
Tekrarlayan sağ üst kadran ağrısı en önemli yakınmadır. Ağrı daha çok sırta ve bele vurur. Ağrı 30 dk dan 4-5 saate kadar sürebilir.Yağlı gıdalara karşı toleranssızlık, karında şişkinlik şikayetlerine sık rastlanır.
SAFRA YOLU TAŞLARINDA YAKINMALAR:
Tamamen sessiz olabileceği gibi sarılık, yüksek ateş, titreme (kolanjit),şiddetli karın ağrısı (pankreatit) görülebilir. Sağ üst kadran ağrısı, bulantı, kusma en sık görülen yakınmalardır.
SAFRA TAŞLARINDA OLUŞABİLECEK DURUMLAR :
Safra kesesinin ani iltihaplanması, gangren ve delinmeler olabilir. Safra kesesindeki taş eğer safra yollarına düşerse sarılık, safra yollarında ciddi iltihaplanma, pankreatit gelişebilir.
TANI
MUAYENE:
Sağ üst kadranda hassasiyet, akut kolesistitte safra kesesinin ele gelmesi v.b. bulgular saptanır.
LABORATUAR TESTLERİ:
Kronik kolesistitte normal insanlarınkine benzer; akut kolesistitte ise lökositoz görülür. Safra yolları taşlarında alkalen fosfataz ve bilirübinlerde yükselme (sarılık) görülür.
RADYOLOJİK TETKİKLER
DİREKT FİLMLER:
Çoğu zaman başka amaçlarla çekilen direkt filmlerde bazı taşlar görülebilir.
ULTRASONOGRAFİ:
Safra kesesi taş ve iltihabını göstermede % 95-99 başarılı bir yöntemdir. Safra yolları taşlarının tanısında % 60 civarında başarılı ancak safra yolları genişlemelerini gösterdiği düşünülürse ilk başvurulacak vazgeçilmez tanı yöntemidir.
BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ (CT):
Safra taşları için çok fazla başvurduğumuz yöntem değildir. Ancak pankreatit tanı ve tedavi takibi için sık kullandığımız tanı yöntemidir.
MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME (MR):
Özellikle MR-ANJİOGRAFİ yöntemi safra yolları taşlarının ayırımında kullanılan önemli tanı aracıdır.
PTC (PERKÜTAN TRANSHEPATİK KOLANJİOGRAFİ) Özellikle tıkanma sarılığı ayırıcı tanısında kullanılır. Ciltten karaciğer içine oradan safra yoluna ilerlenen kateter yardımı ile film çekilir.
ERCP Özel endoskop ile mideden girilerek duodenuma oradan da safra kanalına girilerek film çekme esasına dayanır. Tıkanma sarılığı ayırıcı tanısında kullanılır.
OPERATİF-POSTOPERATİF KOLANJİOGRAFİ Laparoskopik ya da açık kolesistektomi ameliyatlarında safra yoluna kateter yerleştirilerek film çekme esasına dayanır. Safra yollarının incelenmesinde çok yararlıdır. Safra yollarına kateter yerleştirilen ameliyatlarda ameliyat sonu film çekilerek değerlendirilir.
SAFRA TAŞI VE SAFRA KESESİ HASTALIKLARINDA TEDAVİ
SESSİZ SAFRA TAŞLARI :
Çeşitli çalışmalarda safra taşlarının % 20-50 oranında herhangi bir şikayete neden olmadığı belirtilmiştir. Birçok araştırmacı bu kimselerin tedaviye ihtiyaçları olmadığını düşünür. Ancak ileri yaşlarda kalp-damar-solunum sistemi bozuklukları ortaya çıkacağından cerrahi tedavi sorunları çok daha artacaktır. Özellikle şeker hastalarında oluşabilecek komplikasyon ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden bu kimselerin belli yaştan önce ameliyat edilmesi doğru olacaktır.
AKUT KOLESİSTİT :
Mutlaka hastaneye yatırılmalı, ağızdan beslenme kesilip serum ve antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Bu arada ameliyat hazırlıkları yapılıp erken ameliyata alınmalıdır. Erken dönemde ilk 1-2 gün laparoskopik ameliyat başarı ile yapılabilir, ancak geçecek süreye bağlı olarak laparoskopik ameliyatı yapmak zorlaşacak; bu durumda hastaya açık kolesistektomi yapılacaktır.
KRONİK KOLESİSTİT :
Gerekli ameliyat hazırlıklarını takiben hasta için en uygun zamanda ameliyat yapılır. Standart ameliyat laparoskopik (kapalı) ameliyattır. Ancak teknik yetersizlikler ya da laparoskopik ameliyata uygun olmayan durumlarda (aşırı yapışıklık, safra yolunda taş) açık ameliyat yapılır.
SAFRA YOLLARINDA TAŞ :
Safra yollarındaki taş; iltihap, sarılık ve pankreatit gibi acil durumlara sebep olmuşsa hasta derhal ameliyata alınıp safra yolları temizlenir.
Acil olmayan durumlarda ise safra yollarındaki taş için iki yol izlenebilir. Birincisi açık ameliyatta safra kesesi alınıp safra yolları temizlenir. Diğer yol ise ameliyat öncesi safra yolu ERCP ile temizlendikten kısa süre sonra laparoskopik kolesistektomi yapılır.
SAFRA TAŞLARINDA AMELİYATSIZ TEDAVİ:
[ameliyat olamayacak hastalarda denenecek yöntemlerdir]
İLAÇ TEDAVİSİ:
Taş eritici ilaçlar bazı tip taşları eritmede başarılı olurlar. İlaç kullanımı kesilince taş tekrar oluşabilir bu nedenle ömür boyu kullanmak gereklidir. Ayrıca bu ilaçların uzun süre kullanımındaki yan etkileri bilinmemektedir. Aynı zamanda pahalı ilaçlardır.
TAŞ KIRMA:
Henüz deneysel evrede olan metottur. Bazı tip (kalsiyum içeren) taşlar kırılabilir. Safra yollarına düşen taş parçaları ERCP ile temizlenmelidir. Tekrar taş oluşma oranı çok yüksektir.
|
|
|
|